“Yaşamak, kendi kendini adam etmektir.
Zekâ ve bilgiyi kullanarak etinden kemiğinden kendi heykelini yapmaktır.”
Goethe
“Yaşadığımız yüzyıl, bilginin sonsuz bir şekilde aktığı ve katlanarak büyüdüğü bir yüzyıl. Bu bilgi bombardımanının içinde hepimizin yapması gerekense bildiğimiz her şeye şüpheyle yaklaşmamızın gerekli olduğu. Bilgelik yaşama hiç durmadan sorular sormak ve öğrendiğimiz her şeye şüpheyle yaklaşmaktan geçer. Bilginin sorgulanması bireye yepyeni kapılar açar. Cahil, yani yaşama dair hiçbir sorgusu ve sorusu olmayan insanlar ise bildikleriyle yetinir ve doğruluklarını hiçbir şekilde sorgulamadan, onlara ne söylenirse körü körüne inanırlar. Oysaki insanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özelliği aklı ve aklı sayesinde ulaştığı bilgiyi yorumlama yeteneğidir.”
İyiye doğru bir değişim ile olduğumuzdan daha iyi olabilmek bizim elimizde. Bunun için yapmamız gerekense yaşantımızda değişmesi gerekenlerin farkına varmamız.
Ustaca Yaşamak, “mış gibi” yaşamayı reddeden bireyler için tüketim bilincinden, zaman yönetimine, doğru planlamadan, eş seçimine, odaklanmaktan özgürlük kavramına dek sizi kendi içinizde derin bir yolculuğa çıkarıyor ve mevcut durumunuzun tahlilinden başlayarak hayallerine ulaşmanız için ihtiyacınız olan reçeteye, farkındalık bilincinize odaklanıyor.
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
« Miri Malı Çarşısı » ile başladığımız zat-ı muhteremin, nevi şahsına münhasır “müfid ve muhtasar eserlerden” nakiller yapmaya devam ediyoruz. İnsanlara, hadiselere bir kitap nazariyle bakabilmek, anlam verebilmek, hayatı anlamlandırabilmek ve büyüklerin sözlerinin ardındaki derinliği keşfederek zevkiyâb, şifayâb olalım istedik. Çalışma gayreti, yaşayan eserleri, yetiştirdiği talebeleriyle tanınan hezarfen zevatların eserlerini okumaya anlamaya çalıştık. Güzel yaşamış, güzel hatıralar kelamlar bırakmış mübarek insanların eserlerinden istifade etmek herkese nasip olmuyor. Bizim ecdadımız “sözü mevzun düşürmeye” ahenkli ve manalı söz söylemeye dikkat etmiş. Tarihimizde nazım-nesir eser vücuda getirmede kadın-erkek adeta yarış halindedir. İlmi çalışmalar çoğaldıkça bunlar kül-toprak altından çıkacaktır. Okuyanların dinleyenlerin hatırları hoş, gönülleri şad u handan olması ümid ve temennisiyle.
Geçmiş pencere önlerinde her daim sulanan bir çiçektir. Kurumasın diye gözünün içi gibi bakar insan. An gelir kokusunu duyar, kendinden geçer.
An gelir güzelliğine kapılır,
Derin deryalara, büyülü hülyalara dalar.
Yokluğun yolcusu insan yok sayamaz yaşanmışlıkları.
Yürürken geleceğe adım adım,
Ardında kalanları da sular çiçek gibi.
Sular ki, solmasın mazinin o güzel bahçesi.
Ve yeşersin yeniden sevinçleri, özlemleri…
Coğrafya kader ise; birbirinden farklı iki ülkede bu kaderi yaşamak nasıl bir tecrübe acaba, diyenlere aradığı cevapları bulabilecekleri bir esere sahip olmak ayrıcalık olsa gerek.
"Yabancı Diyarın Yerli Hikayesi", yalnızca Almanya ve Türkiye arasındaki farklar, benzerlikler ya da kültürel temas noktalarını değil, aynı zamanda göç, uyum, kimlik ve insan olmanın taşlarıyla örülmüş ortak kaderin bu iki coğrafyadaki eşsiz yansımasıdır.
Almanya'da yeni bir yaşam kurmaya çalışan soydaşlarımıza ve Avrupa'da yaşamanın nasıl olduğunu merak edenlere güzel bir rehber.
Üsküdarlı Bir Türk kızı Sıdıka Hanımın Torunu Avrupa’lı bir Müslüman olan Aliya sadece bir siyasetçi, bir düşünür ve bir aksiyon adamı değildir. Felsefe ve edebiyat merakı, yöneticilik ahlakını derinlikli, analitik ve estetik değerler kümesiyle zenginleştirmesini mümkün kılan Alia, Avrupa’nın göbeğinde insan hakları ve hukukun ayaklar altına alındığı, halkına karşı sistematik bir soykırım girişiminin gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte ülkesi ve milletinin bu felaketten çıkışına ve bağımsızlığına yol gösterici olmuş büyük bir liderdir.
Fikirleri, siyasi mücadeleleri ve savunduğu değerler ile dünyaya bir meşale olan Aliya’nın, tarihe geçen altın mürekkep damlalarından birkaçını önünüze serpiyoruz.