Güzel ve zengin bir yazı ortaya çıkarmak müktesebat ve kabiliyet isteyen bir meseledir. Ancak iyi metinleri de seçerek muhatabına ulaştırmak, tattırmak da çok hususi ve daha müşkül bir iştir. Bu kitapta büyük adamların ve ecdadın güzide eserlerinden seçmeler, diğer eserlerindeki gibi “nâkilân-ı asar ve râviyân-ı ahbar” yardımıyla yapılmış.
Orhan Alimoğlu (emekli vali) mülki idarecilik ile kitap sevgisini meczedmiş. “Şu meseleyi-mevzuyu nereden kimden öğrenebiliriz’in” cevabı ondadır. Bundan hiç yılmadan zevkle şevkle zirveleri yokluyor, anlamaya çalışıyor. Ayaklı kütüphanelerin Osmanlı bakiyesi, sayyad-ı efkâr, hallâl-i müşkilât vasfında bir zât-ı şerif. Kelimelerdeki mânâ ve telaffuz hassasiyeti, Türkçe’nin muhafızlığını gaye edindiğini gösteriyor.
Ne kadar uğraşsak, arasak zor bulacağımız bilgiye bizi eriştirdiğini kitaplarından öğreniyoruz. Yeni eserleriyle karşılaşmak ümit ve temennisiyle.
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Üsküdarlı Bir Türk kızı Sıdıka Hanımın Torunu Avrupa’lı bir Müslüman olan Aliya sadece bir siyasetçi, bir düşünür ve bir aksiyon adamı değildir. Felsefe ve edebiyat merakı, yöneticilik ahlakını derinlikli, analitik ve estetik değerler kümesiyle zenginleştirmesini mümkün kılan Alia, Avrupa’nın göbeğinde insan hakları ve hukukun ayaklar altına alındığı, halkına karşı sistematik bir soykırım girişiminin gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte ülkesi ve milletinin bu felaketten çıkışına ve bağımsızlığına yol gösterici olmuş büyük bir liderdir.
Fikirleri, siyasi mücadeleleri ve savunduğu değerler ile dünyaya bir meşale olan Aliya’nın, tarihe geçen altın mürekkep damlalarından birkaçını önünüze serpiyoruz.
Aki Naci İşsever
Geçmiş pencere önlerinde her daim sulanan bir çiçektir. Kurumasın diye gözünün içi gibi bakar insan. An gelir kokusunu duyar, kendinden geçer.
An gelir güzelliğine kapılır,
Derin deryalara, büyülü hülyalara dalar.
Yokluğun yolcusu insan yok sayamaz yaşanmışlıkları.
Yürürken geleceğe adım adım,
Ardında kalanları da sular çiçek gibi.
Sular ki, solmasın mazinin o güzel bahçesi.
Ve yeşersin yeniden sevinçleri, özlemleri…
Tarz-ı selefe takaddüm ettim
Bir başka lügat tekellüm ettim
Esrarını mesneviden aldım
Çaldımsa da miri malı çaldım
Fehmetmeğe sen de himmet eyle
Ol gevheri bul da sirkat eyle
Şeyh Galip
Zevkle okuyup istifade ettiğimiz ecdad eserlerinden, haberdâr olanların tekrar zevkini yaşaması, bunlara rastlamayanların da haberdar ve zevkiyâb olması için mütevazi çalışmalar yaptık. Sonra bunların; Yunus Emre’den, Ahmed Kuddusi’ye, Hüseyin Vassaf’dan Salih Baba’ya, Osman Kemâli’den Alvarlı Efe Hz. lerine. Safiye Erol, Halide N. Zorlutuna, Münevver Ayaşlı Hanımefendilere kadar birçok muteber ve mübarek zevatın kapsadığını gördük.
İsm-i şerifi geçenlere de rahmete, mağfirete vesile olması niyazıyla...