Madem ki toplumu oluşturan tüm bireyler biz eğitimcilerin tedrisatından geçiyor, o halde bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz. Onlara asıl vermemiz gereken eğitim insani yönlerini geliştirecek tutum ve davranışlar olmalıdır. Elbette ki bir meslek sahibi olmaları için akademik olarak öğrencileri yetiştirmemiz şart. Ancak bunun yanında asıl olan amaç insani yönlerini geliştirerek onları hayata hazırlamak olmalıdır.
Çünkü her insan kendisinden sonra bildikleri ile değil ne kadar iyi olduğu ile anılır. Ne güzel demiş Yunus “Yunus öldü deyu sala verirler / Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez”. O halde insana özgü iyi olan her ne var ise çocuklarımıza aşk ile öğretmek zorundayız.
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Aki Naci İşsever
Geçmiş pencere önlerinde her daim sulanan bir çiçektir. Kurumasın diye gözünün içi gibi bakar insan. An gelir kokusunu duyar, kendinden geçer.
An gelir güzelliğine kapılır,
Derin deryalara, büyülü hülyalara dalar.
Yokluğun yolcusu insan yok sayamaz yaşanmışlıkları.
Yürürken geleceğe adım adım,
Ardında kalanları da sular çiçek gibi.
Sular ki, solmasın mazinin o güzel bahçesi.
Ve yeşersin yeniden sevinçleri, özlemleri…
Coğrafya kader ise; birbirinden farklı iki ülkede bu kaderi yaşamak nasıl bir tecrübe acaba, diyenlere aradığı cevapları bulabilecekleri bir esere sahip olmak ayrıcalık olsa gerek.
"Yabancı Diyarın Yerli Hikayesi", yalnızca Almanya ve Türkiye arasındaki farklar, benzerlikler ya da kültürel temas noktalarını değil, aynı zamanda göç, uyum, kimlik ve insan olmanın taşlarıyla örülmüş ortak kaderin bu iki coğrafyadaki eşsiz yansımasıdır.
Almanya'da yeni bir yaşam kurmaya çalışan soydaşlarımıza ve Avrupa'da yaşamanın nasıl olduğunu merak edenlere güzel bir rehber.