Bazen bir haber düşer hayatımıza… Bir patlama, bir kayıp, bir sarsıntı… Ve o an anlarız; hayat sandığımız kadar uzun, planladığımız kadar kontrolümüzde değildir. Bu kitap, bir acının ardından başlayan içsel sorgulamanın hikâyesidir. Bir babanın, bir arkadaşın, bir insanın… Hayata, hedeflere ve “yeter” duygusuna yeniden bakma çabasıdır. Uzaklarda bir dostla yapılan sohbetlerde, yüksek hedeflerin insanı nasıl tükettiğini, ulaşılamayan hayallerin nasıl ağırlaştığını fark eden bir zihnin izini sürersiniz. Ve sonra bir çoban çıkar karşınıza… Hayatı boyunca aynı dağlarda dolaşmış, ama “göreceğimi gördüm” diyebilecek kadar tamam hissetmiştir kendini. İşte bu kitap, o çobanın huzuruyla modern insanın bitmeyen arayışı arasındaki ince çizgiyi anlatır. Çünkü bazen mesele ne kadar çok gördüğün değil, nasıl bir dünyada yaşadığındır. Ve belki de asıl soru şudur: Senin dünyan ne kadar?
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Geçmiş pencere önlerinde her daim sulanan bir çiçektir. Kurumasın diye gözünün içi gibi bakar insan. An gelir kokusunu duyar, kendinden geçer.
An gelir güzelliğine kapılır,
Derin deryalara, büyülü hülyalara dalar.
Yokluğun yolcusu insan yok sayamaz yaşanmışlıkları.
Yürürken geleceğe adım adım,
Ardında kalanları da sular çiçek gibi.
Sular ki, solmasın mazinin o güzel bahçesi.
Ve yeşersin yeniden sevinçleri, özlemleri…
« Miri Malı Çarşısı » ile başladığımız zat-ı muhteremin, nevi şahsına münhasır “müfid ve muhtasar eserlerden” nakiller yapmaya devam ediyoruz. İnsanlara, hadiselere bir kitap nazariyle bakabilmek, anlam verebilmek, hayatı anlamlandırabilmek ve büyüklerin sözlerinin ardındaki derinliği keşfederek zevkiyâb, şifayâb olalım istedik. Çalışma gayreti, yaşayan eserleri, yetiştirdiği talebeleriyle tanınan hezarfen zevatların eserlerini okumaya anlamaya çalıştık. Güzel yaşamış, güzel hatıralar kelamlar bırakmış mübarek insanların eserlerinden istifade etmek herkese nasip olmuyor. Bizim ecdadımız “sözü mevzun düşürmeye” ahenkli ve manalı söz söylemeye dikkat etmiş. Tarihimizde nazım-nesir eser vücuda getirmede kadın-erkek adeta yarış halindedir. İlmi çalışmalar çoğaldıkça bunlar kül-toprak altından çıkacaktır. Okuyanların dinleyenlerin hatırları hoş, gönülleri şad u handan olması ümid ve temennisiyle.
Üsküdarlı Bir Türk kızı Sıdıka Hanımın Torunu Avrupa’lı bir Müslüman olan Aliya sadece bir siyasetçi, bir düşünür ve bir aksiyon adamı değildir. Felsefe ve edebiyat merakı, yöneticilik ahlakını derinlikli, analitik ve estetik değerler kümesiyle zenginleştirmesini mümkün kılan Alia, Avrupa’nın göbeğinde insan hakları ve hukukun ayaklar altına alındığı, halkına karşı sistematik bir soykırım girişiminin gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte ülkesi ve milletinin bu felaketten çıkışına ve bağımsızlığına yol gösterici olmuş büyük bir liderdir.
Fikirleri, siyasi mücadeleleri ve savunduğu değerler ile dünyaya bir meşale olan Aliya’nın, tarihe geçen altın mürekkep damlalarından birkaçını önünüze serpiyoruz.