Yazı, insanın kendisi için yaptığı yegâne iyilik. Yazdıkça insanlaşır insan. Yazdıkça yalnızlaşır da. Yazmak, bir hüner mi yoksa beceri mi? Herkes yazabilir mi? Yazmak için çok mu okumalıyız? Evet, yazı olmasaydı diye bir hayal yolculuğuna çıkılabilir ama hayal kurulabilir mi yazısızlığı düşünebilmek için? Yazmasaydım, çıldıracaktım diyen hikâyecinin bu sözü bazılarımıza abartılı gelebilir. Peki, yazabilseydiniz nasıl biri olabileceğinizi düşündünüz mü hiç? Bir filmde yazdığı için mahkûm edilen hatta akıl hastanesine tıkılan yazarın hikâyesi anlatılıyordu; duvarlara, çarşaflara, kanıyla ve dışkısıyla yazıyordu ama durdurulamıyordu; durmadan yazıyordu. O yazdıkça onu oraya getirenler deliriyordu. Yazmak… Günlük, mektup, makale, anı, dilekçe… Evet, herkes yazabilir ama kim yazar ise, sanırım bunu zaman bilir!
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Bu çalışma ile özel eğitim öğretmenlerinin meslekleri ve matematik öğretimlerine yönelik rol ve sorumlulukları doğrultusunda özyeterlilik algılarını ölçecek birer ölçme aracının geliştirilmesi ve bu ölçeklerle öğretmenlerin özyeterlilik düzeylerinin belirlenmesi hedeflenmektedir.
Özyeterlilik, verilen eğitim ve sağlanan desteklerle arttırılabilir bir özellik olduğundan (Al-Darmaki, 2004; Daniels ve Larson, 2001; Goetz, Hunt ve Soto, 2002; Urbani, Smith, Maddux, Smaby, Torres-Rivera ve Crews, 2002) çalışma bulguları doğrultusunda özel eğitim öğretmenlerinin mesleklerine ve matematik
öğretimlerine ilişkin özyeterlilik algılarını olumlu yönde arttırma konusundaki gereksinimlerin belirlenebilmesi olasıdır.
Çalışma beş bölüm şeklinde tasarlanmıştır. Birinci bölümde çalışmanın konusu ve problem durumu ele alınmıştır. Bu doğrultuda matematik öğretim özyeterliliği özel eğitim kapsamında vurgulanarak odaklanılan çalışma alanı sunulmuştur. Daha sonra çalışmanın amacı ve önemi üzerinde durularak yapılma gerekçeleri belirtilmiş ve çalışmanın ana çerçevesi açıklanmıştır.