Okumak mı okumaya çalışmak mı? Ben okuyabilmek dedim çıktım işin içinden. Çok mu okuyorum, evet gereğinden fazla. Hiç okumayanlarla çok daha iyi anlaşıyorum. Hatta yarım asırdan fazla yaşamış birinin yaşı kadar kitaba gözleri değmemişse okumasının zararlı olabileceğini düşünüyorum. Ben okuyorum, mecburum; harfleri tanıdıktan sonra gazetelerin büyük puntolu yazılarını boyun damarımı şişire şişire okumaktan zevk alırdım. Dinlerdi ihtiyarlar okuduğum haberleri ve sevindirirlerdi ceplerindeki kuruşlarla. Sonra evimize gelen aylık Diyanet Çocuk Dergilerini beklerdim tam üç hafta. Okumayanların okumuş gibi davrandıklarını görüp ve en çok da onların “okumanın faziletlerine dair” gevezeliklerine şahit olunca, belki bir katkısı olur diye Okuyabilmek’i hazırladım nitelikli okur olmak isteyenlere. Evet, okuyabilmek bir gayrettir ve kendisine yollar insanı… Okutabilmek mi? Bence, asla…
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Eski halklar arasında atlı arabaların kullanımının ortaya çıkışı, bilim insanları tarafından uzun yıllardır üzerinde tartışılan bir konudur. Atların ve savaş arabalarının yalnızca savaş sanatına katkıda bulunmadığı, aynı zamanda eski toplumların sosyal yapısında da önemli, değişimlere yol açtığı bilinmektedir.
Konunun genişliği itibarıyla bazı sınırlandırmalar getirerek oluşturulan bu kitabın ilk bölümünde atların evcilleştirilme süreci ve bunların insan hayatındaki rolü üzerine durulmaktadır. Ancak buradaki amaç ilk evcilleştirilen at türünü ve onun ilk evcilleştirildiği yeri, toplumu bulmak zor değildir.
İkinci bölümde tekerleğin gelişimi ve tekerlekli araçların ilk kez ortaya çıktığı kültürler ve bu kültürde araçların hangi amaçlarla kullanıldığına vurgu yapılmıştır.
Üçüncü bölümde ise savaş arabalarının ortaya çıktığı kültürler ve yine bu kültürlerin bu araçları hangi koşullar altında ve hangi amaçlarla kullanılıdığı değerlendirilmiştir