Rüzgar, soğuk, dalgalar... Metin Erksan, Sevmek Zamanı... Bir film gibi her
şey, bütün yaşananlar... O vakit anlamıyorum, neden öyle bakıyor? Gülüyor
sanıyorum. Gülüyor. Kimsenin gözleri öyle gülmedi bana. Bu damlalar da neyin
nesi? Rüzgârdan mı, kıyılara vuran dalgalardan mı? Damlalarda tuz da var...
Dünyanın en tatlı tuzu... Dudaklarına kadar akar usul usul, o bildiğimiz tatla,
ayrılığın tadıyla... İstanbul’da bir denizin yaşadığını unutuyorum bazen. Mavi
yeşil menevişler var ela gözlerinde... Çok İstanbul bakıyor.
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Coğrafya kader ise; birbirinden farklı iki ülkede bu kaderi yaşamak nasıl bir tecrübe acaba, diyenlere aradığı cevapları bulabilecekleri bir esere sahip olmak ayrıcalık olsa gerek.
"Yabancı Diyarın Yerli Hikayesi", yalnızca Almanya ve Türkiye arasındaki farklar, benzerlikler ya da kültürel temas noktalarını değil, aynı zamanda göç, uyum, kimlik ve insan olmanın taşlarıyla örülmüş ortak kaderin bu iki coğrafyadaki eşsiz yansımasıdır.
Almanya'da yeni bir yaşam kurmaya çalışan soydaşlarımıza ve Avrupa'da yaşamanın nasıl olduğunu merak edenlere güzel bir rehber.
Bazen bir haber düşer hayatımıza…
Bir patlama, bir kayıp, bir sarsıntı…
Ve o an anlarız; hayat sandığımız kadar uzun, planladığımız kadar kontrolümüzde değildir.
Bu kitap, bir acının ardından başlayan içsel sorgulamanın hikâyesidir.
Bir babanın, bir arkadaşın, bir insanın…
Hayata, hedeflere ve “yeter” duygusuna yeniden bakma çabasıdır.
Uzaklarda bir dostla yapılan sohbetlerde,
yüksek hedeflerin insanı nasıl tükettiğini,
ulaşılamayan hayallerin nasıl ağırlaştığını fark eden bir zihnin izini sürersiniz.
Ve sonra bir çoban çıkar karşınıza…
Hayatı boyunca aynı dağlarda dolaşmış,
ama “göreceğimi gördüm” diyebilecek kadar tamam hissetmiştir kendini.
İşte bu kitap, o çobanın huzuruyla
modern insanın bitmeyen arayışı arasındaki ince çizgiyi anlatır.
Çünkü bazen mesele ne kadar çok gördüğün değil,
nasıl bir dünyada yaşadığındır.
Ve belki de asıl soru şudur:
Senin dünyan ne kadar?