Govorim bosanski 1 – Boşnakça konuşuyorum 1 adlı ders kitabı, Boşnakçanın ikinci / yabancı dil olarak öğretilmesi konusunda kullanılabilecek bir kaynaktır. Boşnakça temellerini öğrenmek, Bosna Hersek'in kültürünü ve geleneklerini tanımak ayrıca Boşnakçanın resmî ya da azınlık dili olarak kullanıldığı ülkelerde bu dili kullananlarla iletişim kurmak isteyenler için hazırlanmıştır. Bu ders kitabı, Avrupa Dil Referans Çerçevesi'ne uygun olarak yabancı dil öğrenimine yönelik hazırlanmıştır ve A1 ve A2 beceri düzeylerinin kazanılması için gerekli olan dinleme, anlama, yazma ve konuşma becerisini kapsamaktadır. Bu ders kitabı, Türkçe ve Boşnakça iki dilli olması sebebiyle hem anadili / ilk dili Türkçe olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için hem de Türkçenin anadili olarak kullanıldığı diğer coğrafyalara yönelik hazırırlanmıştır.
Dünya her an her dakika yine alışılageldik şeyler yapıyor. Saatlerdir bahçedeki çınarın üzerinden seslenen cırcır böceği dışında bir şey duymayan Said, ani bir sıçramayla avuçlarına konan çekirgeyi yakalıyor. Buhurumeryem, hanımeli, yasemin, limon, akasya kokuları dükkândaki zerrelerle bile gönül bağı kuruyor.
Getirdiği haleleri ve kokusunu yadigâr bırakarak ayrılıyor taş sokaklardan saraylı misafir. İçerideki hava bile onu selamlıyor, onu uğurluyor. Dört tarafı amber kokuları sarıyor.
Duyularla inşa edilen hafıza şehrinde, en itibarlı yere sahip olan nedir? Yolda giderken, bir gülümseme bulur insan ansızın yüzünde. Bazen hızlı adımlarla uzaklaşan birinin peşinden düşer gider bakışlar. Bazense birinin kokusunu bileğine sıkıp uyumaya çalışır ağlamaklı gecelerde. Kimi zaman gözlerini kapadığında içindeki ılıklık gibi bir anda, bir zamanda, o günde.
Coğrafya kader ise; birbirinden farklı iki ülkede bu kaderi yaşamak nasıl bir tecrübe acaba, diyenlere aradığı cevapları bulabilecekleri bir esere sahip olmak ayrıcalık olsa gerek.
"Yabancı Diyarın Yerli Hikayesi", yalnızca Almanya ve Türkiye arasındaki farklar, benzerlikler ya da kültürel temas noktalarını değil, aynı zamanda göç, uyum, kimlik ve insan olmanın taşlarıyla örülmüş ortak kaderin bu iki coğrafyadaki eşsiz yansımasıdır.
Almanya'da yeni bir yaşam kurmaya çalışan soydaşlarımıza ve Avrupa'da yaşamanın nasıl olduğunu merak edenlere güzel bir rehber.
“İş’te Sakarya” kitap çalışması, çok boyutlu girişimcilik yaklaşımını
Sakarya ilinde yaşanmış örnekler üzerinden yönetim, yerel kalkınma,
finans, vergi ve sürdürülebilirlik açısından ele almayı amaçlamaktadır.
Çalışmada, Sakarya’nın ekonomik yapısında belirleyici rol üstlenen ve
farklı sektörlerde faaliyet gösteren 18 işletmenin kuruluş süreci, gelişim
aşamaları, karşılaştıkları zorluklar ve bu zorluklara karşı geliştirdikleri
stratejiler ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Her bir yaşam hikâyesi,
girişimciliğin teorik çerçevesini pratiğe dönüştüren özgün deneyimler
sunmakta; aynı zamanda yerel potansiyelin doğru yönetildiğinde nasıl
küresel bir rekabet avantajına dönüşebileceğini ortaya koymaktadır.
Çalışmanın temel çıkış noktası, akıllı şehir yazınında merkezi bir analitik çerçeve sunan dörtlü sarmal
model doğrultusunda kentsel paydaşların görüş ve beklentilerinin sistematik ve bilimsel yöntemlerle
derlenmesidir. Üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarını
kapsayan bu çok aktörlü yapı içinde proje, etkin yönetişim yaklaşımını referans alarak yürütülmüştür.
Bu çerçevede geliştirilen model; kentsel yaşamın çok boyutlu yapısın
ı bütüncül biçimde ele alan,
sosyal politika perspektifiyle beslenen ve yaşam kalitesinin toplumsal kesimler arasında daha dengeli
biçimde dağıtılmasını hedefleyen bir yaklaşım sunmaktadır. Böylelikle, akıllı şehirler literatüründe
henüz kuramsal ve uygula malı açıdan olgunlaşma sürecinde olan bir alana kavramsal ve yöntemsel
katkı sağlanması amaçlanmıştır.
80’lerin sonunda fakültede tanıştığım örgütsel davranış, yönetim bilimleri , otuz yılı aşkın bir süredir hem çalışma hem ilgi alanım oldu.
Önce dergiler, gazetelerin insan kaynakları ekleri, tv de ve radyoda tek tük söyleşi, sonra lisansta dersler, yüksek lisans ve doktorada , kongre ve seminerler, bilimsel kitap ve makaleler derken pandemiden itibaren dijital medyada yüzlerce bilimsel çalışma okudum ve dinledim. Bu kitap Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı’nda tamamladığım “Kamu ve Özel Hastanelerin Örgüt Kültürlerinin Karşılaştırılması ( Sakarya Örneği )” başlıklı yüksek lisans tez çalışmamdan türetilmiştir. Çalışma yıllar sonra sadeleştirilerek ve güncellenerek örgüt kültürü temel teorileri ışığında kitaba dönüştü. 2000’lerin başında yüksek lisans çalışmalarımda ve tezimde katkıları bulunan tez danışmanım Prof. Dr. Adem Uğur’a, tez izleme/jüri üyelerine ve akademik süreç boyunca desteğini esirgemeyen akademisyen dostlarıma teşekkür ederim. Ayrıca, her yayınımda olduğu gibi bu kitabın okurlarla buluşmasındaki değerli katkısı için Değişim Yayınevi’ne teşekkür ederim .
Bu kitabın kurum kültürü konusunda çalışma yapan araştırmacı ve meslektaşlarıma ilham vermesini diler, yöneticilerin de adil, şeffaf, liyakate ,sevgi ve saygıya dayalı, yıllarca aktarılır nitelikte örnek bir örgüt kültürü yaratmalarını temenni ederim.
Bugün en son bilgileri yapay zekadan alıp saniyeler içinde sunum , dakikalar içinde kitap yazılan bir dünyadan ama kitapların ve titizlikle taranmış makalelerin arasından kendi cümlelelerimle iyi okumalar diliyorum.
Dijital teknolojiler, iletişim biçimlerimizi dönüştürürken bireylerin kendilerini ifade etme yollarından kamusal alanın işleyişine, medya üretiminden etik tartışmalara kadar pek çok alanı yeniden şekillendirmektedir. “Dijital İletişim Kültürü: Teknoloji, Toplum ve Medya”, dijitalleşmeyi yalnızca teknik bir dönüşüm olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir süreç olarak ele alan derleme bir çalışmadır.
Kitap; dijital medyanın kimlik inşası, kamusallık, emek, gözetim ve medya okuryazarlığı gibi temel alanlar üzerindeki etkilerini eleştirel bir perspektifle tartışmaktadır. Dijital çağda iletişimin nasıl üretildiğini, dönüştüğünü ve toplumsal yaşamı nasıl yeniden yapılandırdığını anlamak isteyen okurlar için kapsamlı, anlaşılır ve güncel bir kaynak sunmayı amaçlamaktadır.
Prof. Dr. Nilgün SARIKAYA
Prof. Dr. Remzi ALTUNIŞIK
Doç. Dr. Metin SAYGILI
Doç. Dr. Semih OKUTAN
Dr. Öğr.Üy. Ayşegül KARATAŞ
Dr. Öğr.Üy. Hacı Halil BAŞER
Dr. Öğr. Üy. Hande GÜNEŞ
Dr. Öğr. Üy. Seyda Fatih HARMANDAROĞLU
Dr. Öğr.Üy. Tolga YALÇINTEKİN
Arş. Görv. Dr. Volkan GÖKTAŞ
Araş. Görv. Ediz TUTSAL
Yazarlar: Gizem Kandemir Altunel, Öznur Çetinkaya, Sibel Oğuz, Yağmur Özer, Zafer Buzcu, Ezgi Erşahin, Merve Aycan,
Şimal Şahinoğlu Yayla, Oğuz Taşpınar, Yasin Soylu
Bu çalışma ile özel eğitim öğretmenlerinin meslekleri ve matematik öğretimlerine yönelik rol ve sorumlulukları doğrultusunda özyeterlilik algılarını ölçecek birer ölçme aracının geliştirilmesi ve bu ölçeklerle öğretmenlerin özyeterlilik düzeylerinin belirlenmesi hedeflenmektedir.
Özyeterlilik, verilen eğitim ve sağlanan desteklerle arttırılabilir bir özellik olduğundan (Al-Darmaki, 2004; Daniels ve Larson, 2001; Goetz, Hunt ve Soto, 2002; Urbani, Smith, Maddux, Smaby, Torres-Rivera ve Crews, 2002) çalışma bulguları doğrultusunda özel eğitim öğretmenlerinin mesleklerine ve matematik
öğretimlerine ilişkin özyeterlilik algılarını olumlu yönde arttırma konusundaki gereksinimlerin belirlenebilmesi olasıdır.
Çalışma beş bölüm şeklinde tasarlanmıştır. Birinci bölümde çalışmanın konusu ve problem durumu ele alınmıştır. Bu doğrultuda matematik öğretim özyeterliliği özel eğitim kapsamında vurgulanarak odaklanılan çalışma alanı sunulmuştur. Daha sonra çalışmanın amacı ve önemi üzerinde durularak yapılma gerekçeleri belirtilmiş ve çalışmanın ana çerçevesi açıklanmıştır.
İnsanlık tarihinin en büyük buluşlarından olan ateş; insana beslenme, ısınma ve korunma gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için büyük kolaylık sağlarken, büyük felaketleri de peşinden getirmiştir. Ateşi kontrol edebileceğinin farkında olan tek canlı olan insanın, ateşi kontrol edemediğinde yaşayacağı büyük felaketleri öğrenmesi çok da uzun sürmemiştir. Tarih boyunca çıkan yangınlar hem büyük can ve mal kayıpları yaşatmış hem de yerleşim yerlerinin sosyal ve kültürel yapısını değiştirmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girme¬siyle birlikte, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) faaliyetleri kapsamın¬da, istisnai kurum ve kuruluşlar hariç tüm iş yerleri acil durum ve afetle ilgili olarak gerekli faaliyetleri yapmakla yükümlü tutulmuştur. Bu yükümlülüklerden bir tanesi de acil durum eylem planı hazırlamaktır. Acil durum eylem planları, afetle mücadelede hazırlık evresinin en temel yapı taşlarından biri¬dir. Dolayısıyla bu müdahale planlarının bilinmesi ve öneminin anlaşılması hayati önem taşımaktadır. Yangından önce, yangın sırasında ve yangın sonrasında yapılacakların bilinmesi de acil durum eylem planının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Yangın; süresi, mekânı ve nasıl gerçekleşeceği belli olmayan bir tehlike olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknolojinin gelişmesine paralel olarak değişen yapılar ve kullanıcı sayısında yaşanan artış yangın gerçekleşme olasılığını artırmaktadır.
“Dijital çağın iş dünyasında oyunun kurallarını değiştiren gücün nedir?”
Yanıt, hiç kuşkusuz: E-ticaret.
E-ticaret, basit bir dijital ticaret biçimi olmaktan çok daha fazlasıdır. Veri analitiği, müşteri deneyimi, inovasyon ve yeni iş modelleriyle yeniden kurgulanmış bir ekosistemdir. Bu dönüşüm hem küresel ekonomiyi hem de bireylerin tüketim alışkanlıklarını kökten değiştirmektedir.
“E-Ticaretin Evrimi ve Yeni İş Modelleri”, e-ticaretin tarihsel gelişiminden günümüz dinamiklerine, geleceğin iş modellerine kadar geniş bir yelpazeyi ele almaktadır. Yüksek lisans öğrencilerinin gayretleriyle şekillenen bu çalışma, akademik titizliği genç araştırmacıların dinamizmiyle buluşturan özgün bir eserdir.
Akademisyenler, öğrenciler, iş dünyası profesyonelleri ve girişimciler için güvenilir bir başvuru kaynağı olmayı hedefleyen bu kitap, e-ticaretin evrimini anlamak ve geleceğe dair ufuk açıcı perspektifler geliştirmek isteyen herkese rehberlik edecektir.
Bu kitap, bir hastalık sürecinin ötesinde; sabrın, inancın ve şükrün içten bir hikayesidir. Bir gün hiç beklemediğiniz bir haber gelir ve hayatınız altüst olur. Fakat bazen, o yıkımın içinden bambaşka bir güç doğar.
İşte bu hikaye, böyle bir yolculuğu anlatıyor. Bu kitap, yalnızca kanserle verilen bir mücadelenin değil; duanın, teslimiyetin ve ilahi takdirin izini süren bir yolculuğun hikayesidir.
Her ayetle biraz daha güçlenen her sabırla biraz daha derinleşen bir iç yolculuk… Zorlukla gelen kolaylığı, acının içindeki rahmeti ve şükrün dönüştürücü gücünü hatırlatan gerçek bir hayat hikayesi.
“Şifa sadece bedende değil ruhta başlar.”
İbn Arabi hakkında çoğunlukla yabancı kökenli kesimlerin yazmış olduğu eserler olmakla beraber, bu kitaplarda genellikle İslam dininin inanç, ibadet, hukuk ve ahlaki bütünlük göz ardı edilerek sadece ahlaki boyutu olan ve fikirleri için ise genellikle vahdet-i vücut düşüncesi gündeme getirilen ve olağanüstü bazı meziyetler atfedilen bir şahsiyet olarak tasvir edilmiştir. Akademi camiasında ise genellikle fikirleri üzerinde yoğunlaşılmasından dolayı halka ve gençlere hitap eden bir tarafı bulunmamaktadır. Bazı yazarların yazdıkları kitaplarda yabancı yazarlardan ve fikirlerden etkilendikleri görülmüş ve sahih olmayan bazı görüşlerin ona isnad edildiği anlaşılmıştır. Bu kitabın gençlere, halka ve İbn Arabi’yi tanımak isteyen akademik camiaya da hitap eden bir tarafı olmasından dolayı revaç göreceğini zannediyorum.
Milletimiz kitap ve sünnetin feyziyle güzel söz söylemeye itina etmiştir. Manzum kelâm için, “darası alınmış söz” denilir.
Derviş Yunus’dan, Mevlânâ’dan bu yana daha çok yazılı kaynak olduğundan Türkçe yazılmış, söylenmiş pek çok nutk-u şerif,
mesnevi, gazel, kaside olduğunu görüyoruz.
Bunların toplandığı eserlere Divan, hacmi daha küçük olanlara Divançe denilmektedir. Güzel ahlak kazanma meşrebi (ekolü) olan tasavvufi eğitim mekanlarında bunlar okutularak meraklıların ilmü irfanı ve idraki zenginleştirilmektedir. Hz. Fuzuli “Aşk imiş her ne var âlemde”, Yunus “Gel gör beni aşk neyledi” diyor. Bu mefhumlar divanı ilahiyat ve menakıp kitaplarında âşıkâne sadıkâne anlatılageliyor.
Günümüzde gençlerin lisan fakirliği, dijital meşguliyet galebesi gibi sebeplerle kalın kitaplara meyli az oluyor. Onun için biz de bir seçme yapalım. Şiir altlarına lügat de koyalım. Belki bir talep uyandırırız, insanlar anlayıp zevk aldığı kelâmları takip edebilir diye düşündük.
Talep uyandırması ve insanların anlayıp zevk aldığı kelâmları takip etmesi temennisiyle...
Zor zamanlar, gerçek kimliğimizi bulmamız için bir fırsata dönüşebilir.
“Hayat, bazen sevdiklerimizi kaybetmenin acısını bazen de hayalini kurduğumuz geleceğin umudunu taşır.
“… Kahverengi, ahşap pencere pervazına dayadığım kolum kendi ağırlığından yorulmus, gözlerim derinlere dalmıştı. “Kalbim geçmişin hamallığından bıktım” derken kendimden habersiz ruh gibi kesik kesik aldığım nefeslerle camda buğular oluşturuyordum.“
Küçük dostum, bu kitapta belki kendinden bir parça bulacaksın belki yepyeni bir dünyanın kapılarını aralayacaksın. Ama en önemlisi; senin de bir hikâyen olduğunu fark edeceksin.
Hazırsan, gel birlikte sayfaları çevirelim…
Çünkü en güzel yolculuklar, bir “ilk cümleyle” başlar!
Sevgili anne ve babalar, mutfak çocukların 5 temel duyunun aktif hâle gelerek geliştiği en önemli yerdir. Erken çocukluk döneminde hikâye okuyarak dil gelişimine, sosyal duygusal gelişimine destek olurken mutfakta ekmek yaparak da psikomotor gelişimine destek olabilirsiniz.
Siz kabaran kabına sığmayan maya gördünüz mü?
Tüm mutfakseverleri bu keyifli yolculuğa bekliyorum.
YAZILIM ÖZELLİKLERİ
1. ETKİLEŞİMLİ EKRAN (SORU-CEVAP SİSTEMİ; ÇEVİRİ ÇALIŞMALARI; DİNLEME VE YAZMA ETKİNLİKLERİ)
2. TAM MOBİL UYUMLU WEBSİTESİ
3. KULLANICILARA İLETECEĞİMİZ AKTİVASYON KODLARI İLE ANINDA EĞİTİME BAŞLAMA
4. VİDEOLARI SINIRSIZ DEFA İZLEYEBİLME
İNGİLİZCE EĞİTİM İÇERİĞİ
1. TEMEL KURLAR VE İLERİ İNGİLİZCE EĞİTİMİ MEVCUT
2. 35 SAAT TEK TARAFLI DERS ANLATIMI (FİZİKİ BİR SINIF ORTAMINDA YAKLAŞIK 200 DERS SAATİNE GELEN İÇERİK)
3. 261 VİDEOLUK DERS İÇERİĞİ (ETKİLEŞİMLİ EKRANDA GERÇEK BİR SINIF ORTAMI KURGUSU)
4. EĞİTİM AKIŞI VE KURGUSU CÜMLE TABANLI YAKLAŞIM İLE TASARLANMIŞTIR. DİREKT KONUŞMA VE YAZMA YETENEKLERİNE ETKİ EDEN CİDDİ VERİMLİ İÇERİK.
5. İNGİLİZCE EĞİTİMİMİZ TAM BİR EĞİTİM KURUMU MÜFREDATI ŞEKLİNDEDİR
İNGİLİZCE EĞİTİMİ DETAYI
1. TÜM DİLBİLGİSİ KONULARI
2. 90 TEMEL DÜZEY OKUMA PARÇASI ANALİZİ
3. 20 İLERİ DÜZEY OKUMA PARÇASI ANALİZİ
4. ÇEVİRİ ÇALIŞMALARI
5. OKUMA PARÇALARINI DİNLEME ÖZELLİĞİ
6. YAZMA ÇALIŞMALARI
7. DİNLEME ÇALIŞMALARI
8. ÖRNEK DÜZEYDE KONUŞMA ÇALIŞMALARI
9. KELİME ÇALIŞMALARI
CÜMLE TEMELLİ EĞİTİM İLE İNGİLİZCEYİ KALICI ŞEKİLDE TEK SEFERDE ÖĞRENİN
Çocuk edebiyatı, bireyin kimlik inşasında ve toplumsal değerlerin aktarımında önemli bir araçtır.
Devlet politikaları, çocuklara yönelik eserlerin seçiminde ve önerilmesinde belirleyici bir rol oynarken
bu süreçlerin ideolojik yönleri akademik literatürde yeterince ele alınmamıştır. Bu çalışma, özellikle Aile ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 2022 yılında yayınlanan “Çocuk Dostu Kitap Listesi”ni analiz ederek
çocuklara kazandırılmak istenen değerleri ve bu listenin Türkiye’nin kültürel politikalarıyla olan ilişkisini
değerlendirmektedir.
Kitap, Cumhuriyet Dönemi’nden günümüze kadar devlet tarafından oluşturulan çocuk kitapları listelerini
inceleyerek bu listelerde öne çıkan temaları belirlemeyi ve çocuk edebiyatı aracılığıyla hangi değerlerin ön plana
çıkarıldığını analiz etmeyi hedeflemektedir.Çalışma, devlet destekli kitap listelerinin yalnızca pedagojik bir
rehber olarak mı hazırlandığını, yoksa belirli ideolojik yönelimlerin bir yansıması mı olduğunu
sorgulamaktadır. Ancak araştırma, yalnızca ilköğretim düzeyine yönelik eserlerle sınırlı tutulmuş, daha küçük
ya da büyük yaş gruplarına hitap eden kitaplar kapsam dışı bırakılmıştır. Alana fayda sağlaması dileğiyle...
Turizm coğrafyası açısından ülkemizin sahip olduğu potansiyel, turistlerin ihtiyaç duydukları her türlü aktivitelerin
gerçekleştirilmesine cevap verebilecek durumdadır. Mevcut coğrafyanın sunduğu potansiyel değerlendirilerek, ülke
ekonomisinin, dolayısıyla insanımızın hizmetine sunulması; başta hükümetlerin, turizm sektörünün ve turizmle ilgisi olan herkesin görevidir. Dünyanın en hızlı gelişen endüstrilerden biri olan turizm, sağladığı döviz ve istihdam imkanları yanında alt-üst yapı olanaklarını iyileştirilmiş olması ile de ülke kalkınmasında büyük önem arz etmektedir. Son yıllarda Türkiye’de turizm alanında büyük atılımlar gerçekleştirilmiştir.
Sahip olunan tabii ve kültürel mirasın yanı sıra, turizm mevzuatındaki değişikliklerin de bu atılımda önemli katkıları
olduğunu söylemek mümkündür. Diğer ülkelerdeki gibi Türkiye’de de turizmde yaşanan gelişmeler ve devletin turizm yatırımlarını desteklemesi sonucu, coğrafyanın sunduğu imkanların yoğun olarak kullanıldığını görmekteyiz. Turizm yatırımlarının genellikle kırsal alanlarda tabii doku içerisinde yoğunluk kazandığı ve bu alanlarda turizmin gelişme şansının yüksek olduğu gözlenmektedir. Çünkü turizm için deniz, güneş, kum ve yatak kapasitesinin yeterli olmadığı, herkesçe ifade edilmektedir. Bazı araştırmalar göstermektedir ki turistlerin, özellikle doğal yapısı çeşitlilik arz eden ve korunan ülkelerde, tatil, dinlenme, gezme-görme, rekreatif faaliyetlerle bulunmayı giderek daha fazla tercih etmektedirler.
Üsküdarlı Bir Türk kızı Sıdıka Hanımın Torunu Avrupa’lı bir Müslüman olan Aliya sadece bir siyasetçi, bir düşünür ve bir aksiyon adamı değildir. Felsefe ve edebiyat merakı, yöneticilik ahlakını derinlikli, analitik ve estetik değerler kümesiyle zenginleştirmesini mümkün kılan Alia, Avrupa’nın göbeğinde insan hakları ve hukukun ayaklar altına alındığı, halkına karşı sistematik bir soykırım girişiminin gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte ülkesi ve milletinin bu felaketten çıkışına ve bağımsızlığına yol gösterici olmuş büyük bir liderdir.
Fikirleri, siyasi mücadeleleri ve savunduğu değerler ile dünyaya bir meşale olan Aliya’nın, tarihe geçen altın mürekkep damlalarından birkaçını önünüze serpiyoruz.
Mücadeleyle geçen bir hayatın hikâyesi. Yokluk ve yoksulluğun peşini bırakmadığı insan. Hakkı haykırmaktan bir an olsun yılmayan adalet savaşçısı. Cehalete, bağnazlığa, şartlanılmış saplantılara karşı mücadele eri. Zulme ve işgallere karşı hakkı en güçlü şekilde haykıran büyük edip. Çanakkale ve Milli Mücadele destanlarını en gür şekilde haykıran ozan. İslam’ın, istiklalin ve istikbalin şairi.
İstiklal Marşının Yazarı Mehmet Akif Ersoy’un hayatının konu alındığı “Sessiz Adam” romanını bir solukta okuyacaksınız. Hastalıkla geçen günleri, Ankara’nın insanın içine işleyen soğuğunun, Hicaz çöllerinde geçen zamanın ve daha nice saklı kalmış anılarının işlendiği bu roman sizi başka dünyalara taşıyacak.
478 adet ürün bulunmuştur.