Bir savaş kaybedilmişti. Düşman Anadolu'yu işgal etmeye başlamıştı. Fakat ummadıkları bir şey vardı: Vazgeçmeyen bir millet…
Balıkesir'de ise bir avuç köylü, düşmana karşı sıra dışı bir plan hazırladı. Tülütabaklar olarak anılan bu cesur insanlar, korkutucu görünümleri ve zekâlarıyla düşmana karşı koymaya çalıştı. Peki, silahlı askerler gerçekten korkutulabilir miydi?
Kurtuluş Savaşı'nda yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenen bu hikâye, cesaretin ve zekânın bazen en güçlü silahtan bile etkili olabileceğini anlatıyor.
Gece oldu yine; yüreğimin pusundan olsa gerek göremiyorum önümü.
Dijitalleşmenin farklı yüzlerini farklı disiplinlerin gözünden inceleyen bu derleme, altı bağımsız çalışmayı bir çatı altında buluşturmaktadır. Tüketim alışkanlıklarının dijital dönüşümü ve bunun toplumsal yansımaları ilk olarak ele alınmakta; ardından uzaktan çalışmanın hukuki ve sosyal boyutları, mekândan kopan emeğin yarattığı yeni gerilimler üzerinden tartışılmaktadır. Yapay zekâ ve otomasyon ekseninde katılım bankacılığının müşteri deneyimine nasıl şekillendiği incelenmekte; coğrafi sınırları aşarak çalışan dijital göçebelerin küresel etkileri ile karşılaştıkları hukuki güçlükler de bu çerçevede değerlendirilmektedir. Dijital çağda finansal okuryazarlığın yeniden tanımlanması ve beraberinde gelen yeni nesil riskler ayrıca ele alınan başlıklar arasındadır. Son bölümde ise engelli bireylerin dijital iletişim süreçlerine erişim hakkı mercek altına alınarak kitabın genel çerçevesi tamamlanmaktadır.
Aşçı İbrahim Dede’nin 19. yy. sonlarında kaleme almaya başladığı hatırat ve seyahatname türündeki eseri, bir dervişin hatıraları olmaktan ziyade O dönem Osmanlı toplum hayatını
çok yönleriyle etraflıca anlatmaktadır. İstanbul’daki tasavvufi hayat ile Erzurum, Erzincan, Şam, Hicaz, Bağdat, Edirne’ye kadar Osmanlı coğrafyasındaki özellikle askeri hayatı cazip bir üslupla gözler önüne sermektedir.
Bu hatıraları birkaç yıl evvel okumuş çok zevk almıştım. Zaten ruhaniyetli kitaplar kendini okutuyor. 2025 yılı ikinci yarısında, bu kitaptan biz de seçmeler yapsak, hem lisan zevki
hem maneviyat meylinin kuvvetlenmesine vesile olabilir, diye düşündük. Bu sebeple eserin ilk 2 cildini yeniden anlamaya çalışarak okuduk. Hakikaten peşin hüküm, fikri sabit sahibi
olmayanlara ecdadın zengin dilini zevk ettirir, inşirah ve intibaha vesile olur diye bu çalışmayı yaptık. Sivil asker azizanın himmetlerini ümid ve temenni ederiz.
« Miri Malı Çarşısı » ile başladığımız zat-ı muhteremin, nevi şahsına münhasır “müfid ve muhtasar eserlerden” nakiller yapmaya devam ediyoruz. İnsanlara, hadiselere bir kitap nazariyle bakabilmek, anlam verebilmek, hayatı anlamlandırabilmek ve büyüklerin sözlerinin ardındaki derinliği keşfederek zevkiyâb, şifayâb olalım istedik. Çalışma gayreti, yaşayan eserleri, yetiştirdiği talebeleriyle tanınan hezarfen zevatların eserlerini okumaya anlamaya çalıştık. Güzel yaşamış, güzel hatıralar kelamlar bırakmış mübarek insanların eserlerinden istifade etmek herkese nasip olmuyor. Bizim ecdadımız “sözü mevzun düşürmeye” ahenkli ve manalı söz söylemeye dikkat etmiş. Tarihimizde nazım-nesir eser vücuda getirmede kadın-erkek adeta yarış halindedir. İlmi çalışmalar çoğaldıkça bunlar kül-toprak altından çıkacaktır. Okuyanların dinleyenlerin hatırları hoş, gönülleri şad u handan olması ümid ve temennisiyle.
520 adet ürün bulunmuştur.