Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Kimlik, modern dönemlerde üzerinde en çok tartışılan kavramlardan biridir. Modern toplumlarda kendini gittikçe daha fazla göstermeye başlayan kimlik bağlamındaki sorun ve bunalımlar, konu üzerinde çalışmaların yoğunlaşmasına neden olmuştur.
Türkiye’de de kimlik çerçevesinde tartışmalar devam etmektedir. Bugün ortaya çıkan kimlik sorunlarını doğru anlayıp, çözüm önerileri üretebilmek için, konuya tarihsel bir perspektifte bakmak gerekmektedir.
Bu kitapta, Tanzimat döneminden başlanarak çok partili hayata geçene kadar ki dönemde Türk milli kimliğinin inşası irdelenmiştir. Osmanlı Devleti’nde uygulanan kimlik inşa stratejileri ile Tek Parti Dönemi Türkiye’sinde hayata geçirilen uygulamalar arasındaki devamlılık ve kopuş noktaları ele alınmıştır.
Osmanlı Devleti’nin son döneminden günümüze dek Türk siyasal hayatını tek bir eser bünyesinde ele almak mümkün olamayacağından iki kitaplık bir çalışma yapmaya karar verdim. Uzun yılların birikimi ve yoğun çalışmalar sonrası ilk önce “Türkiye’nin Siyasal Hayatı (1808-1946)” başlıklı kitabı 2023’te tamamlayarak Değişim Yayınları vasıtasıyla okuyucuyla buluşturdum.
Çok partili dönemi ele alan “Türkiye’nin Siyasal Hayatı (1946-2025)” başlıklı ikinci kitabı da tamamlamış olmanın huzuru içindeyim. Bu kitapta ilk kitabın bıraktığı yerden günümüze kadar olan Türkiye’nin siyasal hayatı ele alındı. Özellikle çok partili yaşama geçildikten sonra siyasal hayatta etkili aktörlerin sayısında artış olması dolayısıyla tek parti dönemine kıyasla daha zor bir inceleme alanıyla karşılaşılmaktadır.
Çok partili hayata geçişle başlayan kitap 2025’e kadar olan süreci ele almaktadır. Kitapta olabildiğince geniş bir literatürden faydalanmaya çalıştım. Herhangi bir ideolojik kaygı taşımadan çok farklı gözle olaylara bakan yazarlardan faydalanmaya çalıştım. Okuyucuların zihnine takılan bir soru olduğunda cevabını nerede bulabileceklerini göstermek maksadıyla oldukça fazla atıfta bulundum.
Tarih boyunca medeniyetlerin oluşumundaki en belirleyici faktör üretim biçimi olmuştur. Üretim biçiminin şekillendirdiği kültürel yapı ise toplumsal yaşayışın karakterini ortaya çıkarmıştır. Eskiçağ medeniyetleri arasında belirleyici bir konumda olan ve birçok teknolojik gelişmenin meydana geldiği Mezopotamya’nın üretim biçimi, sonraki tüm toplumlar için bir örnek teşkil etmiştir. Dünyanın geri kalanı, toplayıcı – avcı bir üretim biçimine sahipken Mezopotamya ahalisi tarımsal üretimi sistemli bir hale getirmiş ve bölgeler arası ticari ilişkilerin seyrinde ileri
safhalara ulaşmıştır. Bu gelişmişlikten dolayı dünyanın her yerinde tarıma ve hayvancılığa dayalı yaşama sahip olan toplumlar, Mezopotamya’da ortaya çıkan iktisadi ve zirai hayatı sistemleştirerek kendi bünyesine uyarlamıştır. Bu kitapta, alanda uzman akademisyenlerden, Mezopotamya’daki iktisadi ve zirai hayatın nasıl şekillendiğini görebileceksiniz.