Anladık, eğitim şart. Peki, nasıl öğreneceğiz? Öğretmek de kolay. Anlatırsın, öğrenen öğrenir, peki ya öğrenemeyenler? Son cümlenin virgülden sonrası, öğretenleri çok ilgilendirmez, çünkü orası cısss! Düşünmek için kelimeler deriz hep. Aslında lazım olan kelimeler değil, kavramlardır düşünebilmek için. Kelimeler, kavramların sese, söze bürünüp dil diye görünen kısmından bir parçadır. Yetmez! Doğanın tabiatı, insanın dilinden düşüncenin evrenine taşınır. Dokuz koyun dediğimiz, bir koyun değil midir? Hımm… Peki iki koyun olsun o zaman. Yedisini kurt yedi. Ama sen de Nasreddin Hocanın komşusu gibisin; kazan doğurunca sevinçli, ölünce üzgün. Evet, bilgi bir nokta idi, sanırım, öğrenirken çoğaltıyoruz. Dengede kalmak için eğitim şart, yani itidalli olmalıyız, yoksa marjinal, radikal, dengesiz ya da uçta olabiliriz. Türkçe bu işte; sadece karşıt anlamlılar değil, karşıtların da benzer anlamlıları olan kelimelerine sahip.
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
İnsanlık tarihinin en büyük buluşlarından olan ateş; insana beslenme, ısınma ve korunma gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için büyük kolaylık sağlarken, büyük felaketleri de peşinden getirmiştir. Ateşi kontrol edebileceğinin farkında olan tek canlı olan insanın, ateşi kontrol edemediğinde yaşayacağı büyük felaketleri öğrenmesi çok da uzun sürmemiştir. Tarih boyunca çıkan yangınlar hem büyük can ve mal kayıpları yaşatmış hem de yerleşim yerlerinin sosyal ve kültürel yapısını değiştirmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girme¬siyle birlikte, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) faaliyetleri kapsamın¬da, istisnai kurum ve kuruluşlar hariç tüm iş yerleri acil durum ve afetle ilgili olarak gerekli faaliyetleri yapmakla yükümlü tutulmuştur. Bu yükümlülüklerden bir tanesi de acil durum eylem planı hazırlamaktır. Acil durum eylem planları, afetle mücadelede hazırlık evresinin en temel yapı taşlarından biri¬dir. Dolayısıyla bu müdahale planlarının bilinmesi ve öneminin anlaşılması hayati önem taşımaktadır. Yangından önce, yangın sırasında ve yangın sonrasında yapılacakların bilinmesi de acil durum eylem planının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Yangın; süresi, mekânı ve nasıl gerçekleşeceği belli olmayan bir tehlike olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknolojinin gelişmesine paralel olarak değişen yapılar ve kullanıcı sayısında yaşanan artış yangın gerçekleşme olasılığını artırmaktadır.
Bu çalışma ile özel eğitim öğretmenlerinin meslekleri ve matematik öğretimlerine yönelik rol ve sorumlulukları doğrultusunda özyeterlilik algılarını ölçecek birer ölçme aracının geliştirilmesi ve bu ölçeklerle öğretmenlerin özyeterlilik düzeylerinin belirlenmesi hedeflenmektedir.
Özyeterlilik, verilen eğitim ve sağlanan desteklerle arttırılabilir bir özellik olduğundan (Al-Darmaki, 2004; Daniels ve Larson, 2001; Goetz, Hunt ve Soto, 2002; Urbani, Smith, Maddux, Smaby, Torres-Rivera ve Crews, 2002) çalışma bulguları doğrultusunda özel eğitim öğretmenlerinin mesleklerine ve matematik
öğretimlerine ilişkin özyeterlilik algılarını olumlu yönde arttırma konusundaki gereksinimlerin belirlenebilmesi olasıdır.
Çalışma beş bölüm şeklinde tasarlanmıştır. Birinci bölümde çalışmanın konusu ve problem durumu ele alınmıştır. Bu doğrultuda matematik öğretim özyeterliliği özel eğitim kapsamında vurgulanarak odaklanılan çalışma alanı sunulmuştur. Daha sonra çalışmanın amacı ve önemi üzerinde durularak yapılma gerekçeleri belirtilmiş ve çalışmanın ana çerçevesi açıklanmıştır.
Günümüz medeniyetinin sahip olduğu maddi unsurların ve manevi değerlerin anavatanı olarak kabul edilen Mezopotamya, yazının kullanımı ile evrensel kültürün doğduğu coğrafya olmuştur. Bu coğrafyada, başlayan tarım ile birlikte yerleşik kültür ortaya çıkarken insan zihninin en kalıcı soyutlamaları olan devlet anlayışı ve tanrı tasavvuru da gelişmiştir. Mezopotamya şehirlerinde başlayan yönetme-yönetilme olgusu zamanla devlet anlayışına evrilirken, tabiatın gizemli güçlerine verilen mana tanrıların varlığına dönüşmüştür. Bu dönüşüm tapınaklarla kurumsallaşmış bir inanç halini alırken yönetim de tapınak merkezli bir gelişim göstermiştir. Mezopotamya’da başlayan bu gelişim zamanla dünyanın geri kalanına yayılmış ve günümüz evrensel kültürünün temellerini oluşturmuştur. Bu kitap, Mezopotamya’daki inanç olgusunun ve yönetim anlayışının gelişimi ile evrensel kültürdeki yeri hakkında araştırmalar yapan akademisyenlerin çalışmalarını içermektedir.