Bu kitap, bir hastalık sürecinin ötesinde; sabrın, inancın ve şükrün içten bir hikayesidir. Bir gün hiç beklemediğiniz bir haber gelir ve hayatınız altüst olur. Fakat bazen, o yıkımın içinden bambaşka bir güç doğar. İşte bu hikaye, böyle bir yolculuğu anlatıyor. Bu kitap, yalnızca kanserle verilen bir mücadelenin değil; duanın, teslimiyetin ve ilahi takdirin izini süren bir yolculuğun hikayesidir. Her ayetle biraz daha güçlenen her sabırla biraz daha derinleşen bir iç yolculuk… Zorlukla gelen kolaylığı, acının içindeki rahmeti ve şükrün dönüştürücü gücünü hatırlatan gerçek bir hayat hikayesi. “Şifa sadece bedende değil ruhta başlar.”
İki Ay Bir Ömür
İki Ay Bir Ömür, insana sadece ölümle değil hayatla da yüzleşmeyi öğreten bir kitap. Yazar, yalın diliyle çaresizlikten kabullenişe, korkudan umuda doğru uzanan bir iç yolculuğu aktarıyor. Okurken hem kendi hayatınıza farklı bir gözle bakıyorsunuz hem de sabrın, dostluğun, aile bağlarının ve inancın ne büyük bir güç kaynağı olduğunu fark ediyorsunuz. Zorlukları hafifleten şeyin aslında insanın içindeki teslimiyet ve şükür olduğunu hatırlatan, ruha dokunan bir eser.”
Tebrik
Gerçek yaşam içinden alınmış müthiş bir yapıt, herkesin başına gelebilecek gerçeklerle, inanç sayesinde yaşama tutunup tevekkül edebilme yetisini bizlere animsatmasi açısından bir solukda okunacak güzellik...
Mahallenin en haylaz çocuğuna ne olmuştu böyle? Okuldan gelir gelmez sokağa çıkan, oyunlar kuran, sonra bozan ne zaman ne icat edeceği belli olmayan Vasfi nereye gitmişti? Bu soruların cevabını sadece mahallenin çocukları merak etmiyordu. Büyükler de Vasfi’ye ne olduğunu sorup duruyor, cevap arıyorlardı. Üstelik hemen alamayacakları bir cevaptı bu. Herkes farklı bir şey söylüyordu. Bir süre bu konu hakkında aralarında fısıldaşıp durdular. Ağacın altındaki kahvehanenin sahibi Mükerrem Amca’ya göre Vasfi uzun uzun düşünmeye dalmıştı. Ne düşündüğünü bilmeseler de bunu yaparken mavi kapaklı defterine notlar alması ve gökyüzüne bakması onların gözünde olayın gizemini arttıran başka ayrıntılardı.
Gece oldu yine; yüreğimin pusundan olsa gerek göremiyorum önümü.