Aydaki Adam Tanpınar romanının bir yerinde cep telefonunu Ahmet Hamdi’nin
odasında bırakıyor ya Nazlı Eray. Tanpınar onu arasın diye. Siz olsanız hangi
yazarın, şairin, sanatçının odasına cep telefonunuzu bırakırdınız?
Ben, Sait Faik’e bırakırdım. Belki arar da “Çınarlarına kargaların üşüştüğü
memleket”i Adapazarı’nı, “mısır koçanlarının mor püskülünde akşam”ı
konuşurduk.
Sorardım Sait’e, arkadaşın Ahmet Hamdi “Başım sükûtu öğüten / Uçsuz bucaksız
değirmen / İçim muradına ermiş / Abasız, postsuz bir derviş” derken ne söylüyor?
Sait de abasız postsuz bir derviştir çünkü. Çok konuşmaz çünkü Sait. Dedikodu
sevmez, menfaatini kollamaz, bir statü peşinde koşmaz. Kuşları sever... Denizi,
vapurları, balıkları, fakirleri, yalnızları... Kalemi, kâğıdı... İnsanı sever.
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Türkçemiz, doğru, akıcı ve güzel konuşulmayı fazlasıyla hak eden muhteşem bir dil. Derinlikli ve büyük bir medeniyetin ve çok değerli kültürlerin buluştuğu, kelimeleriyle, kavramlarıyla birlikte yaşamaya devam ettiği bir ifade alanı üstelik. Bizim dilimiz, Doğu ve Batı uygarlıklarının binlerce yıllık inanç ve kültür köklerini ve sembollerini bağrında yaşatan canlı bir medeniyet müzesi aslında. Dilimiz belki de en büyük zenginliğimiz, yarınlara bırakacağımız ortak mirasımızdır. Her meslekten, her yaştan insan, Türkçemizi doğru telaffuz etmeyi, sadece diksiyon açısından değil muhteva olarak da doğru ve güzel konuşan kimseler olmayı gaye edinmelidir. Sözün Sesi, bu gayeye ulaşmaya imkan sağlayacak bir kitap olma kıymeti taşıyor.
Cihat Zafer
Milletimiz kitap ve sünnetin feyziyle güzel söz söylemeye itina etmiştir. Manzum kelâm için, “darası alınmış söz” denilir.
Derviş Yunus’dan, Mevlânâ’dan bu yana daha çok yazılı kaynak olduğundan Türkçe yazılmış, söylenmiş pek çok nutk-u şerif,
mesnevi, gazel, kaside olduğunu görüyoruz.
Bunların toplandığı eserlere Divan, hacmi daha küçük olanlara Divançe denilmektedir. Güzel ahlak kazanma meşrebi (ekolü) olan tasavvufi eğitim mekanlarında bunlar okutularak meraklıların ilmü irfanı ve idraki zenginleştirilmektedir. Hz. Fuzuli “Aşk imiş her ne var âlemde”, Yunus “Gel gör beni aşk neyledi” diyor. Bu mefhumlar divanı ilahiyat ve menakıp kitaplarında âşıkâne sadıkâne anlatılageliyor.
Günümüzde gençlerin lisan fakirliği, dijital meşguliyet galebesi gibi sebeplerle kalın kitaplara meyli az oluyor. Onun için biz de bir seçme yapalım. Şiir altlarına lügat de koyalım. Belki bir talep uyandırırız, insanlar anlayıp zevk aldığı kelâmları takip edebilir diye düşündük.
Talep uyandırması ve insanların anlayıp zevk aldığı kelâmları takip etmesi temennisiyle...
Sevgili anne ve babalar, mutfak çocukların 5 temel duyunun aktif hâle gelerek geliştiği en önemli yerdir. Erken çocukluk döneminde hikâye okuyarak dil gelişimine, sosyal duygusal gelişimine destek olurken mutfakta ekmek yaparak da psikomotor gelişimine destek olabilirsiniz.
Siz kabaran kabına sığmayan maya gördünüz mü?
Tüm mutfakseverleri bu keyifli yolculuğa bekliyorum.