| Kitap Adı | : | Uluslararası Fikri Mülkiyet Hukukunda Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmaları: WIPO Tahkimi ve Dünya Ticaret Örgütü |
| Yazar Adı | : | Doç. Dr. Yusuf Çalışkan |
| ISBN | : | 978-605-0042-10-8 |
| Kapak Tasarımı | : | Aydın Duran |
| İlk Baskı Tarihi | : | Şubat 2008 |
| Baskı Sayısı | : | 1. Baskı |
| Kağıt Cinsi | : | İthal Kağıt |
| Kapak Cinsi | : | Karton Kapak |
| Liste Fiyatı | : | 19,5 TL |
| Sayfa | : | 210 Sayfa |
| Ebat | : | 16,5 x 23,5 |
Uluslar arası fikri mülkiyet hukukunda son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Fikri mülkiyet haklarının tanınması ve korunması alanında imzalanan uluslar arası antlaşmalar ve anlaşmaların uygulanmasını sağlayan uluslar arası kuruluşların çalışmaları söz konusu gelişmelere örnek teşkil etmektedir. Diğer yandan sadece fikri hakların tanınması ve hak sahiplerine bir takım hak ve yetkiler verilmesi yeterli olmamakta, bu hakların kullanılması ve korunması için uygulanabilir ve geçerli bir uyuşmazlık çözüm yönteminin varlığı da gerekli olmaktadır. Bundan dolayı, uluslararası fikri mülkiyet hukukunda uyuşmazlık çözüm mekanizmaları konusu önem kazanmış; bu kapsamda fikri mülkiyet haklarından doğan uyuşmazlıkların çözümünde özellikle iki uluslar arası kuruluş önemli rol oynamaya başlamıştır. Bunlar, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ve Dünya Ticaret Örgütü’dür.
GİRİŞ
Uluslararası fikri mülkiyet hukukunda son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır[1] Fikri mülkiyet haklarının tanınması ve korunması alanında imzalanan uluslararası anlaşmalar ve bu anlaşmaların uygulanmasını sağlayan uluslararası kuruluşların çalışmaları söz konusu gelişmelere örnek teşkil etmektedir.[2] Diğer yandan sadece fikri hakların tanınması ve hak sahiplerine bir takım hak ve yetkiler verilmesi yeterli olmamakta, bu hakların kullanılması ve korunması için uygulanabilir ve geçerli bir uyuşmazlık çözüm yönteminin varlığıda gerekli olmaktadır. Bundan dolayı, uluslararası fikri mülkiyet hukukunda uyuşmazlık çözüm mekanizmaları konusu önem kazanmış; bu kapsamda fikri mülkiyet haklarından doğan uyuşmazlıkların çözümünde özellikle iki uluslararası kuruluş önemli rol oynamaya başlamıştır. Bunlar, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (World Intellectual Property Organization, WIPO, DFMÖ) ve Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization, WTO, DTÖ)’dür.
WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi, 1994 yılında Birleşmiş Milletler Örgütünün organı olan WIPO’nun uluslararası bürosunun idare birimi olarak kurulmuş olup, fikri mülkiyet hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümünde tahkim ve uzlaştırma gibi çözüm mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve idaresi amacını gütmektedir. Bu merkez uluslararası bir merkez olup, bağımsızlığı ve tarafsızlığı olması önemli bir özelliğidir.
DTÖ, GATT anlaşmasının gözden geçirildiği Uruguay görüşmelerinde kurulmuş olup, uluslararası ticarette serbestlik ilkesine dayanan önemli bir kuruluştur. DTÖ, çok yönlü bir kuruluştur. DTÖ’nün en önemli niteliklerinden biri hiç şüphesiz etkin bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasına sahip olmasıdır. Bu mekanizma, DTÖ’nün en önemli işlevi olup çok uluslu ticari sistemde güvenli ve tahmin edilebilir bir ortam sağlamaktadır. Bu sistemin yanında, Uruguay görüşmelerinde, Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları (TRIPS) anlaşması da imzalanmıştır. Bu anlaşma, fikri mülkiyet haklarının korunması ve uygulanmasını sağlamak amacıyla, fikri mülkiyet haklarının korunması ile ilgili minimum standartlara uyum mecburiyeti getirmiştir. Ayrıca anlaşmadan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde, Dünya Ticaret Örgütünün Uyuşmazlık Çözüm Anlaşmasının uygulanmasına açıkca atıf yapmıştır.
Uluslararası Fikri Mülkiyet Hukukunda uyuşmazlık çözüm mekanizmalarından WIPO Tahkimi ve Dünya Ticaret Örgütünü ele alan bu çalışma; giriş, dört bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır.
Fikri Mülkiyet Haklarından Doğan Uyuşmazlıklar ve Tahkime Elverişilik başlığını taşıyan Birinci Bölümde, önce fikri mülkiyet haklarından doğan uyuşmazlık çeşitleri ele alınmıştır. Daha sonra, fikri mülkiyet hakları ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde uluslararası tahkimin avantajları ve dezavantajları üzerinde açıklamalar yapılmıştır. Devamında fikri mülkiyet haklarından doğan uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümünde karşılaşılabilecek önemli sorunlardan biri olan tahkime elverişlilik konusu hakkındaki çeşitli görüşlere yer verilmiş, özellikle Amerikan Hukuku ile Çin Hukuku olmak üzere çeşitli ülke hukuklarının bu konudaki düzenlemeleri incelenmiştir. Bu bölümde son olarak fikri mülkiyet haklarından doğan uyuşmazlıkların tahkime elverişliliği Türk Hukuku açısından incelenmiştir.
İkinci bölümde WIPO Tahkimi başlığı altında, WIPO Tahkim Kuralları çerçevesinde yürütülen WIPO Tahkimi ele alınmıştır. Bu bölümde, WIPO Tahkim Kuralları yeri geldiğinde başta MTO Tahkim Kuralları ve LCIA Tahkim Kuralları olmak üzere diğer uluslararası tahkim kuralları ile karşılaştırma yapılarak anlatılmıştır. Ayrıca fikri mülkiyet haklarının özelliğinden dolayı, WIPO Tahkim Kurallarında özel olarak düzenlenen deliller ve gizlilik gibi önemli konulara değinilmiştir.
Çalışmamızın Üçüncü bölümü TRIPS ve Dünya Ticaret Örgütü Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmasına ayrılmıştır. Bu bölümde ilk olarak Dünya Ticaret Örgütü hakkında genel bilgi verilmiş, daha sonra fikri mülkiyet hakları ile ilgili TRIPS anlaşması değerlendirilerek bu anlaşma çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak olan Dünya Ticaret Örgütü uyuşmazlık çözüm mekanizması üzerinde durulmuştur. İlaveten Dünya Ticaret Örgütü uyuşmazlık çözüm mekanizmasında yer alan usuller, uygulanacak hukuk, kararların ve tavsiyelerin yerine getirilmesi, tahkim gibi önemli konular TRIPS anlaşmasından doğan uyuşmazlıklar kapsamında incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca Dünya Ticaret Örgütü uyuşmazlık çözüm mekanizmasının geliştirilmesi amacıyla yapılan müzakereler ve son olarak TRIPS ile ilgili dava örnekleri ele alınmıştır.
Dördüncü Bölümde WIPO Tahkimi ile DTÖ Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmasının Karşılaştırılması başlığı altında, fikri mülkiyet hakları ile ilgili uyuşmazlıklarda gidilebilecek çözüm mekanizmalarından WIPO Tahkimi ile DTÖ uyuşmazlık çözüm mekanizması çeşitli açılardan karşılaştırılarak incelenmiştir. Bu iki mekanizma arasındaki farklılıkların tespitinden sonra, bu bölümde ayrıca WIPO ile DTÖ arasındaki işbirliğinin gerekliliği üzerinde durulmuştur.
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Bu çalışmada ki temel amaç çalışma mevzuatının farklı yönleri ve onların çalışma hayatına etkilerini incelemektir. Kitap temel bir konu üzerine inşa edilmemiştir. İş hukukuna yönelik serbest farklı alanlarda ki çalışmalar bir araya getirilerek düzenlenmiştir. İlk bölümde temel olarak Türk İş Hukuku alanında son yıllarda yaşanan gelişmeler genel olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda bireysel iş hukuku, toplu iş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği ile iş kazalarına yönelik gelişmelere yer verilmiştir. Bu sayede Türk İş hukukunda son yıllarda yaşanan yeni gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Dünya Bankası tarafından geliştirilen İş Yapma Kolaylığı Endeksinin ana teması olan İstihdam Katılığı Endeksinin kriterleri olan çalışma saatleri, işe alım ve işten çıkartmaya ilişkin değişkenleri mevcut 4857 sayılı İş Kanunun esneklik düzeyi incelenmiştir. Ve bu konuyla ilgili uluslararası kıyaslama yapılmıştır. Üçüncü bölümde çalışma hayatında önemli bir yere sahip olan eşitlik kavramı ve onun çalışma hayatı içerisindeki yeri incelenmiştir. Özellikle işçi, işveren ilişkilerinde eşitlilik kavramı ve eşit davranma borcuna yönelik önemli anlamlar yüklenilmiştir. Bundan hareketle bölümde temel hareket noktası olarak eşitlik kavramının ulusal ve uluslararası düzeyde
temel dayanakları ve bunların yüklediği yükümlülüklere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise çalışma süreleri işçi işveren ilişkilerinin ortaya çıkmasına neden olan sanayi devriminin temellerinin atıldığı İngiltere üzerinden incelenmiştir. Sanayi devriminin ilk yıllarından günümüze kadar çalışma sürelerinde meydana gelen değişim ve günümüz uygulamasına bölümde yer verilmiştir. Beşinci bölümde iş hukuku uygulamasında teori ile pratik uygulamanın pratiğinin nasıl gerçekleştiği üzerinde durulmuştur. Bu bölümde bu mahalli idareler üzerinden teorinin güncel uygulamalara nasıl dönüştüğü incelenmiştir. Yapıları nedeniyle mahalli idareler tarafından iş kanunlarının belirli normlarının uygulamada yorum farkı nedeniyle farklı uygulamalar yapılabildiği ve bunları tek bir uygulamaya dönüşmemesinin arkasındaki faktörler incelenmiştir. Bu ilk çalışmanın devamı şeklinde planlanan diğer kitap çalışmaları ile çalışma hayatında iş hukuku alanında yaşanan yenilikler ve beklentilerin yansıtılması amaçlanmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu’na istisnaî bir özel statüyle bağlı olan Dubrovnik Cumhuriyeti bağımsızlığa oldukça yakın siyasî bir nitelik taşımaktaydı. İç ve dış siyasete dair kurumlarıyla müesseseleşmiş yapısı, senatolarının üstlendiği yasama ve yürütme erkleriyle birlikte mevcut hukukî yönetmelikleri şehir devletinin küçük de olsa müstakil bir siyasî yapı arz etmesini sağlamaktaydı. Osmanlı merkez siyasetinin karşılıklı hukukî sorumluluklara riayet edilmesi konusundaki hassasiyeti ve cumhuriyetin egemenlik haklarına saygı göstermesi sayesinde Dubrovnik’in idareci elitleri otonom yönetimlerini oldukça hür bir şekilde icra edebilme imkânı bulmuşlardı. Kendi yasalarını üretebilmişler, bunları senatolarında ve mahkemelerinde serbestçe uygulamaya geçirebilmişlerdi.
Osmanlı resmî görevlileri, Balkanlardaki reaya, ülkenin muhtelif bölgelerinden tüccarlar çeşitli sebeplerle Dubrovnik’i ziyaret etmekteydiler. İki devletin tebaasının temasları ve irtibatları sosyal ilişkilerde bazı problemleri de beraberinde getirmişti. Bu da her iki taraf arasındaki münasebetleri düzene koyacak birtakım kuralların oluşmasına yol açmıştı. Osmanlı ile Dubrovnik arasındaki ilişkilerin sosyal ve hukukî yönünü konu alan bu çalışmada ikili ilişkilerin mikro ölçeğine inilmiş ve iki ayrı siyasî yapının insan unsurunun karşılaşmasında meydana gelen meseleler ele alınmıştır. Böylece Osmanlı tebaasından ve resmî makamlardan Dubrovnik’e gelen kimseler konunun merkezine konulmuştur. Osmanlı ve Dubrovnik arşivlerinden belgelere dayanılarak Dubrovnik’teki Osmanlıların cumhuriyet hukuku karşısındaki konumunu belirlemek ve bir kurallar manzumesi oluşturmak da yine bu akademik çalışmanın başlıca hedefleri arasında yer almıştır.