Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Eserin PDF ve EPUB versiyonlarına sayfanın alt kısmında yer alan Dosyalar bölümünden ulaşabilirsiniz.
Dijitalleşme ve onun çalışma hayatında meydana getirdiği değişikliklerin etkileri ülkemizde de tartışılır hale gelmiştir. Bu kitapta da dijital çalışma olgusu ve onun çalışma hayatına yansımaları farklı yönleriyle değerlendirilmiştir. İlk bölümde dijital yoksunluğun çalışma hayatında meydana getirdiği eşitsizlikler ve bu eşitsizliklerin Türk çalışma hayatına etkileri ele alınmıştır. İkinci bölümde dijitalleşme ile meydana gelen klasik iş mekânlarında ortaya çıkan değişmelerin etkileri ele alınmıştır. Dijital çalışma ile klasik işyeri algısının dışında yeni mekânsal ortamlara dönüşümün tüm etkileri de incelenmiştir. Üçüncü bölümde İnsan Kaynakları Analitiği açısından son 15 yıla ait yayınlar ve en çok atıf alanlarını da kapsayan yayınlar içerik analizi ile incelenerek bu alanda meydana gelen yeni gelişmeler ve trendeler değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde dijital emek platformları literatüründe yer alan çalışmaların bibliyometrik haritalandırılması yapılmıştır. Bu sayede platform çalışma literatüründe yer alan boşlukların tespit edilerek, ona uygun çalışma ilişkilerinin düzenlenebilmesi için önerilere yer verilmiştir.
Beşinci bölümde dijital emek platformlarında oluşan çalışma koşulları ve bu koşullarda çalışanların yeni deneyimleri ile dijital emek platformlarında oluşan çalışma hayatına yönelik riskler detaylı olarak analiz edilmiştir. Son bölümde ise Yapay Zeka teknolojilerinin işgücü piyasasını nasıl etkilediği incelenmiştir. Özellikle yapay zekanın piyasalarda oluşan ücretler, işsizlik üzerine etkileri değerlendirilmiştir.
Uluslararasılaşma, küreselleşme, bilgi teknolojileri kullanımının hızlı yayılımı…
Bu kavramlar, dünyanın herhangi bir yerinde üretilen ürünün yine dünyanın başka bir yerindeki tüketiciye kolaylıkla ve süratle ulaşabilmesini sağlar.
Tam da bu noktada ürünün üretildiği ve tüketildiği coğrafyanın kültürel özellikleri ile bu özelliklerin pazara giriş ve pazarda tutunma süreçlerine etkisi dikkat çeker.
Kültürel özellik ve farklılıklar her ne kadar birer zenginlik olsa da çeşitli güçlükleri de beraberinde getirir. Bu güçlüklerden bir tanesi, toplumu oluşturan tüketicilerin bireyci mi yoksa çoğulcu mu olduklarının analiz edilmesi iken bir diğeri ise etnosentrik eğilimlerinin ne olduğunun öğrenilmesidir.
Özellikle rekabetin üst seviyelere ulaştığı günümüz koşullarında firmalar, pazarlama stratejilerini belirlerken ulaşmayı hedefledikleri tüketicilerin bireycilik-çoğulculuk ve etnosentrik eğilim düzeylerini dikkate almalıdır.
Bu kitap sizleri, Türkiye ve Hollanda’da yaşayan alışveriş merkezi müşterilerinin bireycilik-çoğulculuk düzeyi ile tüketici etnosentrizmi eğilim düzeyi arasındaki ilişki yapısının belirleneceği bir yolculuğa çıkarıyor.