Ahmet Emin Atasoy, Deli dolu ve acı tatlı yaşanan hayatıyla barışık.sürekli yarış içerisinde olduğu zamanla cesurca dans ediyor. Müziği ise dilin ölçülü uyaklı tertemiz sesi. Gerçeği görmezden gelmiyor,tam aksine çırılçıplak bir gerçeğin etrafında kollarını iki yana açıp dizlerini yere vura vura yiğit bir efe gibi zeybek oynuyor. Anlatmak istediğini söz sanatlarına boğmuyor, dizlerinin kapısı okuyucuyu içine alacak kadar aralık. Imge bataklığına batırmadan tekin yollarda yürütüyor onu. Kavgası da şiiri gibi net. Kederli ama bir o kadar da coşkulu bir coğrafyanın yürekli şairi, Türkçeye çiçek dikiyor..
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
Kalmadı artık
Yüreğime yakışmayan
Eğreti elbiselerim
Ama bilirim
Kül, kanat ve deniz…
Peşimi sürer gizli gizli
Yetişir şifaya sevdiklerim
Zamanı, ânı onarır bütün bildiklerim
Ne zaman, kim tutuşturdu bu kalemi elime?
Nasıl da anlayamadım(!)
Belki yarım kaldığından anlatacaklarımın…
Belki de vazgeçmenin kıyısına varamadığımdan…
Ya da…
Hayata, insana dair ne varsa yirmi dört saate sığdıramadığımdan…
Dört mevsimi yok ki! Havanın, suyun, toprağın.
Beşinci mevsiminde saklı her yüreğin yangını
Ve şüphesiz …
Yazılmış veya yazılacak olan hiçbir şiir sahipsiz değil.
Aşk, insanın kendini aramak için çıktığı, fakat yolda bizzat kendisini kaybettiği o çetin
seyrüseferin adıdır. İnsan bu dünyaya ham bir kelam olarak gelir; nefsin kuyusunda çırpınır,
arafın eşiğinde titrer, gurbetin ayazında kavrulur da nihayet sükûtun ve fena makamının o
saflığına erdiğinde pişer, "Bir" olur.
Elinizde tuttuğunuz bu sayfalarda, kulun ve âşığın yedi ikliminden geçerek kendi hakikatine
yürüyüşü gizlidir. Şiirlerin her biri; kuyunun karanlığından ummanın sonsuzluğuna uzanan
birer basamak, dünyadan ve onun süslü rüyalarından uyanışın sesidir.
Sır, kelimelerin çokluğunda değil; o kelimelerin arkasına saklanan saf ve sert sükûttadır. Biz
sözü israf etmedik; az ve öz söylemeyi, yorulmuş ruhlara bir nefes, arif olan gönüllere ise
gizli bir ayna tutmayı murat ettik.
Bu kitap; nefsine karşı duranların, "Bıraktım Sana" diyerek teslimiyet hırkasını giyenlerin ve
son eşikten geçip hiçlik noktasında baki kalana kavuşanların hikayesidir.
Beşeri perdenin arkasındaki ilahi tecelliyi görenlere, sözün bittiği yerde kalbiyle dinleyenlere
selam olsun.
Pirfanî