En dinamik toplumsal kesim olarak gençliğin, toplumsal gelişmedeki yeri ve toplumun geleceğini oluşturmadaki rolü "gençlik insanın geleceğidir" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu nedenle, geleceğini düşünen toplumların gençliğe gereken önemi vermesi ve onun yarınlara en iyi biçimde hazırlanması gerekmektedir. Gençliğin en iyi biçimde yetişmesi kendisi için, yetişkinler için, toplum için en iyi güvencedir. Toplum içinde gelişme ve değişme sürecini sağlayan dinamik kesim gençliktir. Gelişme ve değişme, toplumun varlığını sürdürmesinin ön şartı olduğuna göre, bir bakıma gençlik insanlığın yakın geleceğidir denilebilir. Bunun için de bütün dünya devletleri gençliğe çok önem vermektedir. Ülkemizde hızlı nüfus artışı genç bir neslin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Çok genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde gençlik problemleri en hayati konu olmaktadır. Bu problemler boşlukta kaldıkça, el sürülmedikçe devleşmekte, çözümü de güçleşmektedir.
Çalışmanın temel çıkış noktası, akıllı şehir yazınında merkezi bir analitik çerçeve sunan dörtlü sarmal
model doğrultusunda kentsel paydaşların görüş ve beklentilerinin sistematik ve bilimsel yöntemlerle
derlenmesidir. Üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarını
kapsayan bu çok aktörlü yapı içinde proje, etkin yönetişim yaklaşımını referans alarak yürütülmüştür.
Bu çerçevede geliştirilen model; kentsel yaşamın çok boyutlu yapısın
ı bütüncül biçimde ele alan,
sosyal politika perspektifiyle beslenen ve yaşam kalitesinin toplumsal kesimler arasında daha dengeli
biçimde dağıtılmasını hedefleyen bir yaklaşım sunmaktadır. Böylelikle, akıllı şehirler literatüründe
henüz kuramsal ve uygula malı açıdan olgunlaşma sürecinde olan bir alana kavramsal ve yöntemsel
katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Oryantalizmin Etkisinde Türk Tarzı Siyasal Arayışlar kitabı, Türk Solu ve İslamın oryantalist etki altında Yerlilik ile imtihanını ele almaktadır. Oryantalizmin etkisinde gelişen Türk tarzı siyasal arayışların, oryantalizm ve yerlilik sorunuyla ilişkilerine değinilirken, Edward Said ve M. Foucault üzerinden oryantalist söylem düzeninin inşa süreci anlatılmakta, bunun ortaya çıkardığı paradigmal etkinin bu siyasal arayışlara (Bunlara Türk tarzı İslamcılık da eklenmelidir.) dönem dönem nasıl yön verip şekillendirdiği gösterilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye’nin 100 yılı aşkın yakın Siyasi Düşünce ve aksiyon tarihine yön veren bu siyasi arayışların bilinçaltına nüfuz eden ne tür sorunlarla malul oldukları da ortaya çıkmaktadır.